papaz erik

padisah
papaz erik
kelebeksozluk.com/foto

Erik, gülgiller (Rosaceae) familyasından Prunus cinsinden meyvesi yenen bazı ağaç türlerinin ortak adı. Türkiye'de Doğu Anadolu Bölgesi'nin yüksek yayla mıntıkası ile, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin kurak ve çok sıcak bir kısım yerleri hariç her tarafta yetişir.

eklem sıvısı ve frenk üzümü

polyanna4

Eklem tedavisi için frenk üzümünden eklem sıvısı ürettiler
Kütahya'da eklem rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılan "glukozamin"i frenk üzümünden üretmeyi başaran bilim insanları, Japonya'dan 50 tonluk bir glukozamin ham maddesi talebi aldı.
29 Nisan 2019 Pazartesi 13:53
Eklem tedavisi için frenk üzümünden eklem sıvısı ürettiler
Eklem rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılan ve dünya genelinde sadece yengeç, karides gibi kabuklu deniz hayvanlarından elde edilen "glukozamin", Kütahya Dumlupınar Üniversitesinden (DPÜ) bir grup bilim insanının 4 yıl süren çalışmaları sonucu frenk üzümünden sıvı olarak elde edildi.
DPÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyokimya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Metin Bülbül ve Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammet Dönmez, 4 yıl süren çalışmalar sonucunda, frenk üzümünden kimyasal içermeyen bitkisel "glukozamin" sentezledi.
Elde edilen ürünün, Türkiye'nin Çin'den yıllık yaklaşık 250 milyon dolar ödeyerek gerçekleştirdiği ithalatı bitirmesinin yanı sıra ülkeye döviz girdisi de sağlanması öngörülüyor.
Prof. Dr. Bülbül, gündelik aktivite ve yaşam standartlarını ciddi manada olumsuz etkileyen eklem rahatsızlıklarının, insanların en çok karşılaştığı sağlık sorunlarından olduğunu söyledi.

sedat hakkı eldem

padisah
sedat hakkı eldem
kelebeksozluk.com/foto

Sedad Hakkı Eldem, Türk mimardır.
Doğum tarihi: 20 Aralık 1908, İstanbul
Ölüm tarihi ve yeri: 7 Eylül 1988, İstanbul
Defnedildiği yer: Zincirlikuyu Mezarlığı, İstanbul
Ebeveynler: İsmail Hakkı Eldem
Kitaplar: Yapı 1-2-3-4, Yapı: birinci seri, Sedad Eldem ile söyleşiler
Ödüller: Ağa Han Mimarlık Ödülü

siyah batı gergadanı

padisah
siyah batı gergadanı
kelebeksozluk.com/foto

İngilizceden çevrilmiştir-Batı kara gergedanı veya Batı Afrika kara gergedanı, 2011 yılında IUCN tarafından soyu tükenmiş olarak ilan edilen kara gergedanların bir alt türüdür. Batı kara gergedanlarının diğer gergedan alt türlerinden genetik olarak farklı olduğuna inanılıyordu.
Bilimsel adı: Diceros bicornis longipes
Takson Basamağı: Alt tür
Sıralama: Tek toynaklılar
Üst sınıf: Siyah Gergedan

burak yılmaz

padisah
burak yılmaz
kelebeksozluk.com/foto

Burak Yılmaz Santrafor mevkinde forma giyen Türk millî futbolcudur. Süper Lig ekiplerinden, Beşiktaş'ta forma giymektedir.
Doğum tarihi: 15 Temmuz 1985 (34 yıl yaşında), Antalya
Boy: 1,88 m
Eş: İstem Atilla (e. 2014–2018)
Maaş: 8 milyon EUR (2017)
Şu andaki takımları: Beşiktaş (#17 / Forvet), Türkiye millî futbol takımı (#17 / Forvet)
Çocuklar: Nazlı Yılmaz, Derin Yılmaz

çubuk ilçesınin neyi meşhur

padisah
Çubuk denilince, uzun yıllara dayalı bir Ankaralı olarak benim aklıma ilk gelenler: turşu ve barajlardır. Çubuk turşusunun ünü, ülke çapında yayılmıştır ki, yolunuz düşerse mutlaka turşu tatmalısınız. Bir de, burada bulunan barajlar, ülkemizin ilk barajları ve eski yılların büyük su kitlesi kıyısındaki piknik alanları olarak dikkat çekmektedir. Ben burayı en son ziyaret ettiğim Nisan 2015 tarihinde, güneşli bir günde, yine turşu almayı ihmal etmedin. Siz de, ilçe merkezinde veya Karagöl yolu üzerindeki turşu satıcılarından mutlaka turşu satın almalısınız, çünkü bu turşular, aşırı tuz ile değil sirke ağırlıklı olarak yapılıyor ve yediğinizde ağızda tuz tadı olmuyor.
Bir de, meraklısı bilir “Çubuk şarabı” meşhurdur.

ULAŞIM:
İlçe, Ankara şehir merkezine 39 km. uzaklıktadır. Yol asfalttır. Çubuk-Ankara arasında, çok sık otobüs seferleri düzenlenmektedir.
Çubuk-Pursaklar arasındaki uzaklık: 27 km. Çubuk-Akyurt arasındaki uzaklık: 15 km. Çubuk-Şabanözü arasındaki uzaklık: 46 km.


TARİH:

Yöre: Malazgirt savaşının ardından, Anadolu bölgesine yayılan Selçuklu komutanlarından “Çubuk Bey” tarafından ele geçirilmiştir.

Çubuk kelimesi, Türklerde “erkek ismi, aşiret ismi, yer adı” olarak kullanılmıştır. Çubuk isminin de 11'nci yüzyılda, Selçukluların Sultan Melikşah döneminde Anadolu'daki fetih hareketlerine katılan Türk Beyi, yani Çubuk Bey'den almış olduğu biliniyor.

Başka bir söylentiye göre ise: Çubuk yöresinin bulunduğu ovanın suyu oldukça boldur. Bundan dolayı, yerleşim alanı çayırlık, çimenlik, kavak, söğüt ve bağ çubuklarıyla kaplıdır. Daha önce çayırlık olan bölgeye, çubuğu bol olmasından dolayı Çubuk adı verilmiştir.

Türkler, burayı ele geçirdikten sonra, yöre uzun süre Oğuz Türkleri tarafından iskan alanı olarak kullanılmıştır. Konar-göçer durumdaki birçok Türk aşireti, buraya gelerek yerleşik konuma geçmişler, ziraat, hayvancılık ve tarımla uğraşmaya başlamışlardır. Aşiretler yerleşik hayata geçmelerine rağmen, yayla hayatını sürdürmeyi devam ettirmiştir. Bölge halkı, 16'ncı yüzyılda, Aydos dağındaki yaylalara çıkarmış. 16'ncı yüzyılda, Çubuk, Osmanlı Taşra Teşkilatında Ankara Sancağına bağlı bir kazaydı. Ancak kazanın bir merkezi bulunmuyordu. 250 civarındaki köy, Çubuk adı altında bu kazayı oluşturuyordu. Bu dönemde, müstakil olarak Çubuk Pazarı ismini taşıyan bir köy de vardı.

İlçenin ismi, tarih sahnesinde ilk olarak, 1402 yılında, Çubuk ovasında yapılan, Ankara savaşı ile duyulmuştur. Ankara savaşı: Timur imparatorluğu ile Osmanlı devleti arasında; Ankara'nın kuzey doğusunda, Çubuk ovasında ve ilçenin köylerinde yapılmıştır. Osmanlı devleti, Ankara savaşı ile, ilk yenilgisini almıştır. Yıldırım Beyazıt ise, Timur'un komutanı Mahmut Han tarafından: günümüzdeki Sarayköy çıkışında Yarma denilen yerde “esir” alınmıştır. Kafes içinde, Timur ve ordusu ile Anadolu'da gezdirilen padişah; bir süre sonra ölmüştür.

Bu arada: Anadolu'daki beylikler yeniden bağımsızlıklarını kazanırlar. Osmanlı devletinde, siyasi birlik bozulur. Bizans ve Avrupa devletleri, bir süre için, Osmanlı tehdidinden kurtulurlar. Timur, seferi sonunda bütün Anadolu'yu işgal eder, yakıp yıkar ve terk eder. Özellikle: bu yöredeki köylerin büyük kısmı, tamamen yok edilir.

O dönemden günümüze kalanlar ise: Melikşah köyünde Timur tarafından yaptırılan “Açık Hava Hamamı” dır. Ayrıca: halen kullanılmakta olan “Esenboğa uluslar arası havaalanı” nın ismi Timur'un komutanlarından “Esenboğa Han” dan gelmektedir.

Yine Timur'un komutanlarından Mahmut Han'ın ismi, günümüzdeki yerleşim yerlerinden “Mahmutoğlan” ın ismi olmuştur.

1522 yılına gelindiğinde ise bölgedeki yerleşimin yoğunlaştığı anlaşılmıştır.

İlçenin eski adı “Çubukabad” dır. Abad: Farsça'da “yer, mekan, şen, şenlik ve imarlı tanrı malı” anlamına gelir. Kimi yerleşimlerin “Abad” ile anıldığı biliniyor. Çubukabad'da Çubuk'un mekanıdır. Çubuk'un yeri diye adlandırılmıştır.

Kasaba: 1902 yılında ilçe olmuştur.


GENEL:
Yörenin denizden yüksekliği: 1100 metredir. Esenboğa Havaalanı, ilçe sınırları içindedir. Havaalanı ile ilçe merkezi arasında karayolu bağlantısı bulunmaktadır. İlçenin çevresi, dağlarla çevrili, yalnızca güney yönü ovaya doğru açıklık göstermektedir. En yüksek dağ: 1985 metre yükseklik ile, İdris dağıdır.

İlçe topraklarının dağılımı: % 21 orman, % 17 çayırlık, % 3 tarıma elverişli olmayan alanlar ve geri kalan kısım: tarım alanıdır. Başlıca tarım etkinlikleri: patates, kuru fasulye, şeker pancarı, mısır, yonca olmak üzere sıralanır. Bunun dışında: dut, kayısı ve erik türlerine sık rastlanır.

İlçe merkezinden geçen Çubuk çayı, ilçeyi ikiye böler ve Çubuk-I barajına dökülür.

Yörenin iklimi: karasal iklim özellikleri göstermekte olup, buna bağlı olarak yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve yağışlı geçer.

İlçeye bağlı köylerin bir çoğu, isimlerini, Ankara savaşında yaşanan olay ve savaşa katılan komutanlardan almışlardır.

TURŞU-ÇUBUK TURŞUSU:
İlçede, yazının en başında belirttiğim gibi “turşuculuk” ünlüdür ve özellikle ilçe merkezine 2 km. uzaklıktaki “Aşağı Çavundur” köyünde, turşuculuk yapılmaktadır. Tarihçesine bakarsak: Ankara-Kızılay'da balıkçılık yapan Feyzullah Gül: komşusu Rum dükkan sahibi tarafından kendisine tavsiye edilen salatalık üretimine ve ardından turşu yapmaya başlaması ile, turşuculuk gündeme gelir. Çengelköy bademi denilen salatalıklar yetiştirildikten sonra, turşu yapılarak bütün çevrede satışa sunulmuş ve sağlanan lezzetin ünü bütün ülke çapına yayılmıştır. Kaya tuzu ile kurulur, biraz da şeker atılır. Tadı, asla zehir gibi tuzlu değildir. Yediğinizde ağzınızda tuz tadı değil, harika bir turşu tadı kalır özellikle hafif acılı olanı makbuldür, acılı olanı tercih ediniz. Ne kadar yerseniz yiyin, asla rahatsız etmez.
Duyduğuma göre, son yıllarda, yıllık turşu üretiminin yılda 10 bin ton olduğu söyleniyor.

ULUSLAR ARASI ÇUBUK TURŞU VE KÜLTÜR FESTİVALİ:
Çubuk Belediyesi tarafından 2005 yılından bu yana, her,yıl düzenlenmektedir.
Festivalin düzenlenme zamanı: turşunun hazırlandığı dönem olan “Eylül” ayı içindedir. Festivale, yurt içi ve yurt dışından konuklar davet edilmekte ve 4 gün sürmektedir. Bu sürede: ekonomik ve sosyal etkinlikler ve gösteriler düzenlenmektedir. İlçe merkezinde, yerel ürünlerin satışının yapıldığı, çok sayıda stant kurulmaktadır. Bu stantlarda, özellikle: turşu, piliç pastırması, et, gözleme, bazlama ve süt ürünleri, el sanatı ürünleri, hediyelik eşyalar sergilenmekte ve satışı yapılmaktadır.
Yurt içi ve dışından katılanlar tarafından da, tanıtım stantları açılmaktadır.

NE YENİR-NE İÇİLİR:
Çubuk'ta, mutlaka turşu tatmalısınız.

NE SATIN ALINIR:
Çubuk ilçesinde, her hafta, Perşembe günleri yerel “Pazar” kurulmaktadır ve bu pazarda: bazlama, gözleme, peynir, tereyağı, elma, armut, vişne, ayva gibi yerel ürünler satılmaktadır ki, yolunuz düşerse, mutlaka uğramanızı öneririm.
Bunun dışında, Çubuk yöresinde turşu satın alabilirsiniz ki mutlaka satın almalısınız. Özellikle kornişon turşusu meşhurdur ve kornişonların büyüklüğüne göre fiyatı değişir. Küçük kornişonlar makbuldür, bence tadına bakarak satın almalısınız.


GEZİLECEK YERLER:
İlçe merkezinde, Sit ilan edilerek koruma altına alınmış, 5 tarihi ev bulunmaktadır. Öte yandan, buraya bağlı Karagöl tam bir doğa cenneti olarak gezmeyi sevenler tarafından yoğun tercih edilmektedir.

KARADANA KÖYÜ:
İlçe merkezine 11 km. uzaklıktaki Karadana köyünde, Hitit döneminden kaldığı düşünülen, “Oyulu” isimli kaya mezarı bulunmaktadır. Bu mezar: geçmişte, burada “Hititler” in yaşadığının kanıtı olması açısından önemlidir.

ÇUBUK-I BARAJI:
İlçenin 4 km. uzağında; Çubuk çayı üzerindedir. Çubuk barajı denilince genellikle birincisi anlaşılsa da Çubuk çayı üzerinde iki baraj bulunuyor. Ankara'nın 12 km kuzeyinde bulunan Çubuk 1: aynı zamanda Cumhuriyet tarihimizin ilk beton barajı olma özelliğini taşıyor. 40 metre yükseklikteki baraj bendinin betonu, iki tepe arasına çekilmiş teleferikle dökülmüştür. Tepelerin birine, nedense “Alman Tepesi” denmektedir.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla, 1930 yılında yapımına başlanmış ve tamamen Türk mühendis, yüklenici ve işçilerle yapılan baraj, 1936 yılında tamamlanmış ve bizzat Atatürk tarafından Cumhuriyet eseri olarak açılışı yapılmıştır. Baraj duvarındaki kitabede şöyle yazar “Bu Çubuk bendi, Türk ulusunun İlk Cumhur Reisi Kemal Atatürk devrine, Devlet Merkezi Ankara'nın su ihtiyacını karşılamak üzere kurulmuştur. 1929-1936”

Evlerdeki çeşmelere ilk su 1936 yılında geldi. Ankara'ya 1929-1946 yılları arasında hem Belediye Başkanı hem de Vali olarak çok büyük hizmetlerde bulunmuş olan Nevzat Tandoğan, Çubuk barajından borularla şehre su gelmesini sağlamış, bir damla suya muhtaç Ankaralılar, suya kavuşmuştur.

Ancak zaman içinde “millenme” tabir edilen taban seviyesinin yükselmesi sonucu kullanılamaz duruma gelmiştir. Yıllarca tek başına Ankara'nın su ihtiyacını karşılayan Çubuk 1: daha sonra Başkentte önemli bir rekreasyon alanı olarak hizmet vermeye başlamıştır.

1930'lu yıllardan kalan anıtlara ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle, baraj setinin tam ortasında, antik mezar odası gibi görülen “Atatürk Anıtı” ilginçtir. Burası hakkında, ilginç bir nottan söz etmek istiyorum: Baraj yapıldığında “durgun suda abdest alınmaz” diye, bu projeye karşı çıkanların bulunduğunu söylesem, sanırım şaşacaksınız.
Yüksekliği 25 metredir. Beton dolgu-kemer baraj tipidir. Ancak, aşırı kirlilik nedeniyle: işlevini yitirmiş ve 1994 yılından itibaren kullanılmamaya başlanmıştır. Kullanıldığı dönemde, buranın suyu: günümüzdeki “Dışkapı” semtinde bulunan ve kapısında “Su Süzgeci” yazan yapıda arıtılarak, şehre dağıtılıyormuş.

Çam ve akasya ağaçlarıyla yeşillendirilen baraj çevresinde bulunan bazı binalar, dönemin estetik anlayışını yansıtır. Bunlardan bir tanesi de baraj gölünün çevresinde bulunan ve bugün kapalı olan restaurant, bir diğeri ise eski müdürlük binasıdır. Bu bina, o dönemde Atatürk için dinlenme köşkü olarak yapılmıştır. Köşk ile beraber, Atatürk'ün barajda gezmesi için bir de tekne alınmıştır. İstanbul Halit Tersanesinde yapılan ve 1938 yılında Atatürk tarafından sadece bir defa kullanılan bu tekne, günümüzde Anıtkabir'de 23 Nisan kulesinde, Atatürk'ün bir otomobiliyle birlikte sergileniyor.

Evlerdeki çeşmelere ilk su, 1936 yılında geldi.

2010 yılından sonra ise, Ankara Büyükşehir Belediyesinin çabaları ile temizlenmesi faaliyetlerine başlanmıştır. Temizlik için ihaleyi alan müteahitlik firması: 2011 yılında, baraj gölünün suyunu tamamen boşaltır ve yıllardır su dolu olan alan boşaltıldığında yıllarca birikmiş olan çamur tabakası içinde: para, araba, çeşitli dökümanlar ve hatta insan kemiklerinin çıktığı, ayrıca pek çok ıvır-zıvır eşyanın çıktığı görülür. Zaten: Solfasol köyü üzerinden ulaşılan bu baraj sahasında: o dönemlerde piknik yapmamış Ankaralı veya yakın çevre insanı bulmak mümkün değildi, yani Ankaralıların ve yakın çevre insanının en yoğun tercih ettikleri bir yerdi ve Belediye otobüsleri buraya sefer yaparlardı. Bölgede, bir de küçük hayvanat bahçesi bulunurdu.Son bir not: Ankara çevre yolu, Çubuk-I barajı üzerine yapılan devasa viyadükler üzerinden geçmektedir.



ÇUBUK-II. BARAJI
Ankara merkeze 54 km ve Çubuk ilçe merkezine yaklaşık 6 km. kuzeyindedir.

Ankara'nın su ihtiyacını karşılayan, Çubuk-I barajının kirlenmesi üzerine, 1961 yılında yapımına başlanmış ve 1964 yılında tamamlanmıştır.
Barajın yüksekliği: 64 metredir. Toprak dolgu tipindedir. Göl sahası: 125 hektardır. Baraj gölünü: birçok dere beslemektedir.
Ankara'nın su ihtiyacı buradan karşılanmaktadır. Ankara'ya verilen su: Pursaklar beldesinde yapılan su arıtma tesislerinde arıtılmakta ve şehre dağıtılmaktadır.
Baraj ve göleti çevresindeki ormanlık alan, günübirlik piknik yapmak için uygundur. Çünkü: baraj girişi ve göl çevresi ağaçlandırılarak ziyaretçilerin kullanımına sunulmuştur. Ankara Büyük Şehir Belediyesi görevlileri tarafından, bu piknik alanının bakım ve güvenliği sağlanmaktadır, rahatlıkla gidip piknik yapabilirsiniz.



HACILAR KÖYÜ ŞELALESİ:
İlçe merkezine bağlı Hacılar köyünün, 2 km. kuzeyindedir.
Şelale: Avcıova köyünden gelen dere üzerindedir. Bu dere, buraya, yani Sıçanderesi bölgesine geldiğinde, kendiliğinden şelale şeklinde dökülür.
Şelalenin yüksekliği, yaklaşık 5 metredir. Bölgenin bilinen tek şelalesidir, ilgi çekmektedir.

MELİKŞAH HAMAMI:
İlçe merkezine bağlı, güneydeki Melikşah köyündedir. Yani: Ankara-Çubuk karayolu üzerinde, Esenboğa beldesine, 4 km uzaklıktadır. Yaz-kış sürekli açıktır, sularının sıcak olması ilgi çeker.
Burada, 1402 yılında, Timur tarafından, kızı Melikşah adına, bu açık hava hamamı yaptırılmıştır. Hamamın suyunun özellikle “deri” hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir. Ancak, 1979 yılında yapılan çalışmalarda, kaynağın suyunun bittiği ve kuruduğu görülmüştür. Ancak sıcak suyun bulunduğu yerde, sondaj yapılmış ve daha önce doğal yollarla çıkan su, günümüzde sondaj ile çıkarılarak, yine burada bulunan ve olimpik ölçülerdeki havuza aktarılmaktadır.
Havuz ve çevresindeki sosyal tesisler: Ankara İl Özel İdaresi tarafından yaptırılmış ve günümüzde, özel bir firmaya işletim hakkı devredilmiştir.

SELE KÖYÜ:
İlçe merkezine bağlı köy, Çubuk-II barajına, 10 km uzaklıktadır.
Çubuk-I ve Çubuk-II barajlarını besleyen Çubuk çayı, köyü ikiye bölmektedir. Köy içinde, kutsallığına inanılan iki türbe bulunmaktadır. Bunlar: Kalender Veli ve Siyami Dede türbeleridir.
Kalender Veli türbesinin yanında, Cemevi bulunmaktadır.



KARAGÖL:
İlçe merkezine 29 km. uzaklıktadır. Ankara şehrine ise, 68 km. uzaklıktadır.
Yıldırım dağları üzerinde, krater gölü şeklindedir. Buradan çıkan sular, Mürtet ovasını sulayan “Ova çayı” da dökülmektedir.
Çevresi ormanlarla çevrili bu günübirlik piknik alanı olarak kullanılan göl hakkında daha ayrıntılı bilgi isterseniz: yine bu sitede “Karagöl” adı altında ayrıntılı bir yazı ve fotoğraflar bulabilirsiniz.

kemal tanca

padisah
KEMAL TANCA KİMDİR?
Gazanfer Kemal Tanca, 1925'de doğdu. Adanalı olan Kemal Tanca doğduğu sıralarda babası ayakkabıcılık yapıyordu. Babasından bu mesleği iyice öğrenen Kemal Tanca, bölgede tanınan bir isim haline geldikten sonra İstanbul'a ayakkabıcılık yapmaya gelir. İstanbul'da ayakkabıcılık yapacağı bölgeyi iyice araştıran Kemal Tanca, Laleli'de küçük bir atölye açtı. Çalışkan ve azimli olan Kemal Tanca, başlarda biraz zorluk çekti ise de aile bireylerinin de yardımı ile işini genişletmeyi başardı.

1950 yılında Kemal Tanca ve dört oğlu birlikte ilk ayakkabı atölyesini açtılar. Bu atölye, şimdi yüzü aşkın şubesi olan bir markaya döndü. Kamuoyu tarafından pek bilinmeyen bir işadamı olan Kemal Tanca'nın oğlu Tamer Tanca'yı da yanında yetiştirmiş ve bu konuda kendisi gibi ayakkabının inceliklerini öğretmiştir. 2002 yılında bu birliktelik ile atölye sayısını dörde çıkardı Kemal Tanca. Türkiye'de yüzü aşkın bir mağaza sayısına ulaşan Kemal Tanca, daha sonra yurtdışında da mağazalar açmaya başladı. Sırasıyla İspanya, Portekiz, Fransa, Almanya ve İtalya'da mağazalar açan Kemal Tanca, yıllık bir milyondan fazla ayakkabı satışına ulaştı.

2012 yılında ise oğlu Tamer Tanca ile davalık oldu. Kemal Tanca, aynı isimli sitelerden satış yapan oğlu Tamer Tanca'ya dava açtı. Oğlu, Kemal Tanca'nın 2000 yılında isim kullanma hakkını kendilerine verdiğini savunmuşlardır. 1925 doğumlu Kemal Tanca yaşlılığa bağlı bakım hastası idi. Sozcu.com.tr'ye bilgi veren Kemal Tanca yetkilileri Tanca'nın hayatını kaybettiğini açıkladı. Tanca 7 Ağustos'tan bu yana Şirinevler Hizmet Hastanesi genel yoğun bakımda tedavi görüyordu.

makarna sağlıklımı

padisah
Durum buğdayının unu normal una göre daha yoğun, diğer unlardan daha fazla/yoğun protein içeriyor. “Tam durum buğdayı”ndan yapılan “gerçek” makarnaların posa/lif yapılanması da çok güçlü. Bu nedenle makarna eğer durum buğdayından yapılmışsa, beyaz fırın ekmeğine oranla daha sağlıklı bir yiyecektir.
8

kuru soğan

padisah
kuru soğan
kelebeksozluk.com/foto

KURU SOĞANIN FAYDALARI
Genel olarak kuru soğanın faydaları şunlardır; İçerdiği antioksidan maddeler sayesinde bağışıklığı güçlendirir. Kuru soğan bulundurduğu krom elementi sayesinde diyabeti düzenler. Vücutta Enfeksiyon oluşmasını engelleyerek vücudu korur.

ator 20 mg film tablet

padisah
İlacın etken maddesine karşı bir alerjiniz varsa bu ilacı kullanmanız önerilmez.
Vücuttaki yağ üretimini (kolesterol) engelleyen, kolesterol düşürücü bir ilaçtır.
Eğer karaciğer hastalığı, böbrek hastalığı, şeker hastalığı, düşük tiroid veya herhangi bir kas hastalığınız veya kan hastalığınız var ise ilacı kullanmadan önce doktorunuzu bilgilendiriniz. İlacı düzenli bir şekilde kullanabilmeniz için doz ayarlamalarına ve spesifik testlere ihtiyaç duyabilirsiniz.
İlacın kullanımı nadiren de olsa iskelet kas dokusunda bozulmalara yol açabilir. Bu da böbrek yetmezliğine sebep olur. Kaslarda güçsüzlük, ağrı, kolay acıma hissi, ateş veya grip hali ya da koyu renkli idrar durumlarından herhangi birine sahipseniz acilen doktorunuzu aramalısınız.
İlacı kullanırken kesinlikle alkol almayınız. Çünkü alkol ilaçla birlikte alındığında trigliserid seviyelerini yükseltebilir ve karaciğere zarar verebilir.
İlacı kullanırken, ilacın durumunuzu iyileştirdiğinden emin olabilmek için sık sık kan tahlili yaptırınız. Ayrıca karaciğer fonksiyonlarınızı da kontrol ettirmeniz gerekmektedir.
İlacın kullanımı sırasında doktorunuz ile görüşmeden greyfurt ve greyfurt suyu tüketmeyiniz. Greyfurt ve greyfurt suyu bu ilaçla etkileşime girebilir ve olası tehlikeli etkilere sebep olabilir.
Yağ ve kolesterol oranı yüksek yiyeceklerden kaçınınız. Mutlaka kolesterol düşürücü bir diyete uymanız gerekmektedir.
Hamilelik döneminde ya da hamile kalmayı planlıyorsanız bu ilacı kullanmayınız. Eğer ilacın kullanımı sırasında hamile kalırsanız derhal doktorunuza durumu bildirmeli ve ilacın kullanımını durdurmalısınız. Gebeliği önlemek için etkili bir doğum kontrol yöntemi kullanınız. Çünkü bebekte doğum kusurlarına yol açabilir. Emzirme döneminde ise doktorunuza danışmadan bu ilacı kullanmayınız.

yusuf aslan

padisah
Yusuf Aslan, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu kurucularından olan ve 1972 yılında idam edilen Çerkes asıllı Türk sosyalist devrimci. Deniz Gezmiş ve Hüseyin İnan'la birlikte idam edilmiştir.
Doğum tarihi: 1947, Yozgat
Ölüm tarihi ve yeri: 6 Mayıs 1972, Ankara
Defnedildiği yer: Karşıyaka Mezarlığı, Ankara
Ölüm sebebi: İdam
Eğitim: Orta Doğu Teknik Üniversitesi (1966–1972)
Kardeşleri: Emel Bilik

türk bayrağı

padisah
Türk bayrağı, Türkiye'nin ulusal ve resmî bayrağıdır. Al renkli zemin üzerine beyaz hilal ve yıldız konarak oluşan bayrak mevcut şekliyle ilk olarak 1844 yılında Abdülmecit dönemindeki Tanzimat sürecinde kabul edilmiş, Cumhuriyet döneminde 29 Mayıs 1936'da 2994 Sayılı Türk Bayrağı Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ..

zaza kime denir

padisah
Zazaca, Doğu Anadolu'nun yukarı Fırat/Dicle havzasında, sayıları tam olarak bilinmemekle beraber 4 ile 6 milyon arası kişi tarafından konuşulan bir dildir. Anadolu dilleri arasında Türkiye sınırları dışında yerli dil olarak konuşulmayan tek dil olduğu söylenebilir. Sayısal açıdan Türkçe ve Kürtçeden sonra konuşulan üçüncü dildir. Son elli yılda Türkiye metropollerine, son kırk yılda ise Avrupa'ya (özellikle Almanya başta olmak üzere Hollanda, Avusturya, Fransa, İsviçre ve İsveç gibi ülkelere) ekonomik ve politik nedenlerden ötürü gelen önemli sayıda Zazaca konuşan ya da Zaza kökenli nüfus bulunmaktadır.

Zazaca konuşulduğu bölgede coğrafi bir bütünlük gösterir ve özellikle İç-Dersim (Tunceli), Bingöl, Elazığ, Doğu-Erzincan ve Kuzey-Diyarbakır Zazacanın en yoğun konuşulduğu bölgelerdir. Sivas'ın doğusunda bulunan Koçgiri ve Karabel bölgesi olarak da bilinen Kangal, Zara, Ulaş, İmranlı, Divriği, Hafik ve Tokat'ın Almus, Gümüşhane'nin Kelkit ve Şiran, Muş'un Varto, Erzurum'un Hınıs, Tekman, Çat, Aşkale, Adıyaman'ın Gerger, Urfa'nın Siverek, Malatya'nın Pötürge ve Arapkir, Siirt'in Baykan, Bitlis'in Mutki, Kayseri'nin Sarız, Aksaray, Kars'ın Selim ve Ardahan'ın Göle ilçesinde de konuşulmaktadır. Bu yerleşim alanlarındaki komşu diller ağırlıklı olarak Kürtçe (Kurmanci) ve Türkçedir. Eskiden hemen hemen tüm alanlarda konuşulan dil Ermenice ve kısmen Süryaniceydi.

İnanç bakımından Koçgiri, Dersim, Erzincan, Kuzey-Bingöl, Varto, Hınıs, Tekman, Çat, Sarız, Göle, Selim gibi yerleşim alanlarındaki Zazalar Alevi inancına mensupken, geri kalan bölgeler Sünni Zazalardan oluşur. Bu kesimden olup Elazığ, Bingöl merkez, Genç, Solhan, Hani, Kulp, Lice, Ergani, Dicle, Eğil, Silvan, Hazro, Mutki, Baykan gibi merkez yerleşim alanında Şafii, Maden'in bir kısmı, Çermik, Çüngüş, Siverek, Gerger ve Aksaray'dakiler Hanefi diye ikiye ayrılır. Özellikle Alevi Zazalarda yörenin eski inancından, adet ve töresinden, ziyaret ve evliyalar, melaikeler kültünden birçok öğe korunup yeni inançla yoğrulmuştur. Günümüzde önemi biraz azalmış olsa da Zazalarda aşiret sistemi de mevcuttur. Onun dışında, Gerger'de anadili Zazaca olan Süryani köyler, Dersim'de yer yer Ermeni aileler de bulunmaktadır.

kemal derviş

padisah
Kemal Derviş Türk ekonomist ve siyasetçi.
Doğum tarihi: 10 Ocak 1949 (71 yıl yaşında), İstanbul
Eş: Catherine Derviş
Parti: Cumhuriyet Halk Partisi
Eğitim: Princeton Üniversitesi, Londra Ekonomi Okulu
Çocuklar: Erol Derviş, Erdal Derviş

hoşgeldin sefalar getirdin!


Kelebek Sözlük duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağı.

kayıt ol

size daha iyi hizmet sunmak için kelebek sözlük'de çerezler kullanıyoruz. kelebek sözlük sitesini kullanarak çerezlere izin vermektesiniz. detay
x