confessions

Aysegul0606

Yazar - Admin

  1. toplam entry 40
  2. takipçi 3
  3. puan 2858

esler arasi iletisim nasil olmali

Aysegul0606
AİLENİN MİMARI ANNE BABADIR Ailenin sağlıklı olabilmesi için eşlerin tek tek ruh sağlığının, iç huzurunun yerinde olması gereklidir. Yeni evlenen bir çift, evliliğe adım atarken evlilik ve aile yaşantısına dair kendilerine ait bir takım inançlarla, istek ve beklentilerle başlar ilişkiye. Çiftler evlilik-aile yaşantısını, gelecekte çocuklarını bu düşünceleri doğrultusunda şekillendirirler. Kişiler kendilerini ne kadar iyi tanır ve evlilikte, aile yaşantısından, karşısındakinden neler beklediğini ne kadar iyi bilirse karşılaştığı sorunların çözümünde ve çocuk yetiştirmede de o kadar başarılı olacaktır.

karaciğer kanseri tedavi yöntemleri nelerdir

Aysegul0606
Primer karaciğer kanserinin tedavisi, hastalığınızın yayılımına (evreye) olduğu kadar yaşınıza, genel sağlık durumunuza ve kişisel tercihlerinize bağlıdır.

Ameliyat

Karaciğer kanserini tedavi etmek için yapılan ameliyatlar aşağıdakileri içerir:

Tümörün alınması için yapılan ameliyat. Belirli durumlarda, doktorunuz, karaciğer kanserinin ve tümörünüz küçükse ve karaciğer fonksiyonunuz iyi ise onu çevreleyen sağlıklı karaciğer dokusunun küçük bir bölümünün alınması için bir ameliyat önerebilir.
Bunun sizin için bir seçenek olup olmadığı kanserin karaciğerinizdeki konumuna, karaciğer fonksiyonlarınızın ne kadar iyi olduğuna ve genel sağlık durumunuza bağlıdır.

Karaciğer nakli ameliyatı. Karaciğer nakli ameliyatı esnasında, hastalıklı karaciğeriniz alınır ve vericiden alınan sağlıklı karaciğerle değiştirilir. Karaciğer nakli ameliyatı, yalnızca erken dönem karaciğer kanseri olan az sayıdaki hasta için bir seçenektir.
Lokal tedaviler

Karaciğer kanseri için lokal tedaviler doğrudan kanser hücrelerine veya kanser hücrelerini çevreleyen bölgeye uygulanan tedavilerdir. Karaciğer kanseri için lokal tedaviler aşağıdakileri içerir:

Kanser hücrelerinin ısıtılması. Radyofrekans ablasyon olarak adlandırılan bir işlemde, elektrik akımı kanser hücrelerini ısıtmak ve yok etmek için kullanılır. Cerrahınız bir ultrason veya BT taraması rehberliğinde karnınızdaki küçük kesilerden bir veya daha fazla ince iğneyi ilerletir. İğneler tümöre ulaştığında, bunlar elektrik akımı ile ısıtılır ve kanser hücreleri yok edilir.
Kanser Hücrelerini dondurmak. Kriyoablasyon, kanser hücrelerini yok etmek için aşırı soğuğu kullanır. İşlem sırasında, doktorunuz sıvı azot içeren bir aleti (kriyoprob) doğrudan karaciğer tümörlerinin üstüne yerleştirir. Ultrason görüntüleri kriyoprobu yönlendirmek ve hücrelerin dondurulmasını izlemek için kullanılır.
Tümöre alkol enjekte edilmesi. Alkol enjeksiyonu esnasında tümörlere doğrudan saf alkol deriden veya ameliyat esnasında enjekte edilir. Alkol tümör hücrelerinin ölmesine sebep olur.
Karaciğere kemoterapi ilaçlarının enjekte edilmesi. Kemoembolizasyon, karaciğere doğrudan güçlü anti-kanser ilaçlarının verildiği bir kemoterapi tedavisidir.
Radyasyon dolu boncukların karaciğere yerleştirilmesi. Radyasyon içeren minik küreler doğrudan tümöre radyasyon sağlayabilecekleri karaciğere doğrudan yerleştirilebilir.
Radyasyon tedavisi

Bu tedavi kanser hücrelerini öldürmek ve tümörleri küçültmek için X ışını ve protonlar gibi çok güçlü enerji kaynaklarını kullanır. Doktorlar, enerjiyi çevredeki sağlıklı dokuları koruyarak dikkatlice tümöre yönlendirirler.

Harici ışınlı radyasyon tedavisi sırasında bir masanın üzerine uzanırsınız ve bir makine enerji ışınlarını vücudunuzdaki kesin bir noktaya yönlendirir.

Stereotaktik radyocerrahi adı verilen özel bir radyasyon tedavisi türü, pek çok radyasyon ışınının eşzamanlı olarak vücudunuzdaki bir noktaya odaklanmasını içerir.

Hedefe yönelik ilaç tedavisi

Hedefe yönelik ilaçlar, bir tümör içindeki spesifik anormalliklere müdahale ederek çalışırlar. İleri evre hepatoselüler karsinomada, tedavi edilmeyen kansere göre, ilerlemeyi durdurduğu veya yavaşlattığı gösterilmiştir.

İlerlemiş karaciğer kanserinin kontrolünde sorafenib (Nexavar) gibi hedefe yönelik tedavilerin nasıl kullanılabileceğini anlamak için daha fazla çalışma yapılması gerekmektedir.

Destekleyici (palyatif) bakım

Palyatif bakım, ağrıyı ve ciddi hastalıkların diğer belirtilerini hafifletmeye odaklanan uzmanlaşmış tıbbi bakımdır. Palyatif bakım uzmanları, devam eden bakımınızı tamamlayan ayrı bir destek katmanı sağlamak amacıyla sizinle, ailenizle ve diğer doktorlarla birlikte çalışırlar. Palyatif bakım, ameliyat, kemoterapi veya radyasyon tedavisi gibi diğer agresif tedaviler devam ederken kullanılabilmektedir.

Palyatif bakım diğer bütün uygun tedavilerle birlikte kullanıldığında, kanserli insanlar kendilerini daha iyi hissedebilirler ve daha uzun yaşayabilirler.

Palyatif bakım, içerisinde doktorların, hemşirelerin ve özel eğitim almış diğer sağlık çalışanlarının yer aldığı bir ekip tarafından verilir. Palyatif bakım ekipleri, kanserli insanlar ve ailelerinin hayat kalitesini arttırmayı amaçlarlar. Bu bakım türü, alabileceğiniz iyileştirici tedaviler veya diğer tedavilerin yanı sıra sunulur.

karaciğer kanseri evreleri nelerdir

Aysegul0606
Kanser teşhis edildikten sonra, doktorunuz kanserin yayılımını (evresini) belirlemeye çalışacaktır. Evreleme testleri kanserin boyutunun ve yerinin ve yayılıp yayılmadığının belirlenmesine yardım eder. Karaciğer kanserinin evrelenmesinde kullanılan görüntüleme testleri arasında BT'ler, MR'lar ve kemik taramaları bulunur.

Karaciğer kanserinin evrelenmesinde kullanılabilecek farklı yöntemler mevcuttur. Bir yöntem IV ila IV arasındaki Roma rakamlarını kullanırken, bir diğeri A'dan D'ye kadar olan harfleri kullanır. Doktorunuz tedavi seçeneklerinizi ve prognozunuzu belirlemek için kanserinizin evresini kullanır. Evre IV ve evre D, en kötü prognoza sahip en ileri evre karaciğer kanserini gösterir.

karaciğer kanseri nedir

Aysegul0606
Karaciğer kanseri, karaciğerinizin hücrelerinde ortaya çıkan bir kanserdir. Karaciğeriniz, karın boşluğunuzun sağ üst kısmında, diyaframın altında ve midenin üstünde yer alan futbol topu büyüklüğünde bir organdır.

Karaciğerde birkaç kanser türü oluşabilir. Karaciğer kanserinin en yaygın görülen türü ana karaciğer hücresinde (hepatosit) başlayan hepatosellüler karsinomadır. İntrahepatik kolanjiyokarsinoma ve hepatoblastoma gibi diğer karaciğer kanseri türleri daha az yaygındır.

Karaciğeri etkileyen bütün kanserler karaciğer kanseri olarak kabul edilmez. Kanser, vücudun başka bir bölgesinde başlayıp – kalın bağırsak, akciğer veya meme gibi – ve karaciğere yayılırsa karaciğer kanseri yerine metastatik kanser adını alır. Ve bu kanser türü, başladığı organın adını alır – kalın bağırsakta başlayarak karaciğere yayılmış kanseri tanımlamak için metastatik kalın bağırsak kanseri gibi. Karaciğere yayılan kanser, karaciğer hücrelerinde başlayan kanserden daha yaygındır.

karaciğerin görevleri nelerdir

Aysegul0606
enfeksiyon ve hastalıkla savaşmak
vücudu zehir ve alkolden arındırmak
ilaçları parçalamak
kanı filtrelemek ve temizlemek
kandaki kolesterol miktarını kontrol etmek
hormonları üretmek ve dengelerini korumak
vücudun kendini onarmasına yardım eden kimyasallar üretmek
sindirilmiş gıdayı işlemek
bağırsaktaki gıdaların parçalanmasına yardım eden safra üretmek
enerji depolamak ve vücudun gereksinimi olduğunda kullanmak
şekerleri, vitaminleri ve demir dahil mineralleri depolamak
kendini onarmak ve yenilemek
Karaciğer çok dirençli bir organdır. Büyük parçaları zarar gördüğünde bile çalışmaya devam edebilir. Hatta kendini onarabilir ve yenileyebilir. Bununla birlikte siroz ve kanseröz değişiklikler gibi karaciğerin kendini onaramayacağı bazı tip tahripler de mevcuttur.

karaciğer nedir

Aysegul0606
Karaciğer, vücudunuzdaki en ağır ve en büyük organlardan biridir. Karnınızın sağ üst kısmında, kaburgalarınızın tam altında bulunmaktadır. Karaciğer koyu kırmızımsı-kahverengi renktedir ve herhangi bir zamanda vücudunuzun kanının yaklaşık %13'ünü taşır (0.57 litre civarı). İki ana lobdan meydana gelmiştir. Sağ lob sol lobdan çok daha büyüktür. Bu loblar yaklaşık 100.000 küçük loblar ya da lopçuklardan meydana gelmiştir. Karaciğerdeki hücrelerin çoğu (yaklaşık %60) “hepatosit”olarak adlandırılır.' Bu hücreler yediğimiz gıdalardan yararlı besinleri almamızı ve aynı zamanda zehir ve alkol gibi kanımızdaki zararlı maddelerden kurtulmamızı sağlar.

akciğer kanserinden korunmanın yolları nelerdir

Aysegul0606
Akciğer kanseri oluşumu tek bir sebebe bağlanamaz. Yapılan araştırmalar sonucu akciğer kanserinin birçok nedeni bulunmuştur. Çeşitli faktörler akciğer kanseri oluşumunda rol oynayabilir. Bunların büyük bir bölümü tütün kullanımıyla ilişkilidir. Akciğer kanseri bulaşıcı değildir. Bazı insanların akciğer kanseri olma riski diğerlerinden daha fazla olabilir. Aşağıdaki durumlarda kanser riski artmaktadır.

Sigara ve akciğer Kanseri; Sigara içmek akciğer kanserine neden olur. Tütündeki zararlı maddeler (karsinojen) akciğerdeki hücrelere zarar verir. Zamanla bu etkiler, hücrelerde kansere neden olabilir. Bir sigara içicisinin akciğer kanseri olması; hangi yaşta sigara içmeye başladığı, ne kadar süredir sigara içtiği, günde içtiği sigara sayısı, sigarayı ne kadar derin içine çektiğiyle alakalıdır. Sigara içmeyi bırakmak bir kişinin akciğer kanseri olma riskini büyük ölçüde düşürür.

Puro, pipo ve akciğer kanseri; Puro ve pipo kullananlar, bunları kullanmayanlara göre daha çok akciğer kanseri olma riski taşır. Kişinin kaç yıldır puro veya pipo içtiği, günde kaç adet içtiği ve ne kadar derin içine çektiği, kanser olma riskini etkileyen faktörlerdir. İçlerine çekmeseler de puro ve pipo içicileri akciğer ve ağız kanserinin diğer tipleri için de risk altındadır. Pasif içicilerin (tütün dumanına maruz kalanlar) akciğer kanseri olma riski pasif içicilik durumunda da artmaktadır.

Asbest ve akciğer kanseri; Yalıtım malzemesi olarak bazı endüstrilerde kullanılan ve doğal olarak fiber halinde bulunan bir mineral grubudur. Asbest fiberleri parçacıklara ayrılmaya meyillidir ve havada dolaşıp kıyafetlere yapışır. Bu parçacıklar solunduğu zaman akciğerlere yerleşir. Orada akciğer hücrelerini zarara uğratır ve böylece kanser gelişme riskini artırır. Çalışmalar asbeste maruz kalan işçilerde akciğer kanseri gelişme riskinin, maruz kalmayanlara göre 3–4 kat daha fazla olduğunu göstermiştir. Bu artış, gemi inşası, asbest madenleri, yalıtım işi ve fren tamiri gibi endüstrilerde çalışanlarda daha fazladır. Akciğer kanseri olma riski, asbest işçileri sigara içiyorlarsa daha fazladır. Asbest işçileri işverenleri tarafından temin edilen koruyucu malzemeleri kullanmak ve tavsiye edilen iş ve güvenlik uyarılarını takip etmek zorundadır.

Hava kirliliği ve akciğer Kanseri; Akciğer kanseri ile hava kirliliğine maruz kalmak arasında bir ilişki bulunmuştur. Ama bu ilişki açıkça tarif edilememiştir ve daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.

Akciğer hastalıkları; Verem gibi bazı akciğer hastalıkları, kişinin kanser olma riskini artırır. Akciğer kanserinin veremden etkilenen bölgelerde daha fazla gelişme eğilimi vardır.

Hastanın hikâyesi; Bir kez akciğer kanseri olan kişinin tekrar ikinci akciğer kanseri olma riski, hiç kanser olmamış kişiye oranla daha fazladır. Akciğer kanseri tanısı konduktan sonra sigara içmeyi bırakmak, ikinci bir akciğer kanserinin gelişmesini önleyebilir.

akciğer kanseri tedavi yöntemleri

Aysegul0606
Akciğer kanserinde cerrahi
Akciğer kanseri ameliyatı akciğer kanseri tedavi yöntemlerinden biridir. Cerrahi müdahalenin tipi, kanserin akciğerdeki yerleşimine bağlıdır. Akciğerdeki küçük bir parçayı almak için yapılan bir operasyondur. Eğer cerrahi olarak tüm lob alınırsa (lobektomi), sağ veya sol akciğerin biri alınırsa (pnomonektomi) olarak adlandırılır. Bazı tümörler yerleşimi, büyüklüğü ve hastanın genel sağlık durumu nedeniyle ameliyat edilemez.

Akciğer kanserinde kemoterapi
Akciğer kanserinde kemoterapi tedavisi kanser hücrelerinin ilaçla yok edilmesidir. Kemoterapi genellikle 2 ilaçtan oluşur. Kemoterapi sadece bu konuda özel eğitim almış hemşireler tarafından verilebilir. Kemoterapinin verilme sayısı ''kür'' şeklinde ifade edilir ve genellikle 21-28 günde bir tekrarlanır. Akciğer kanserinde kemoterapi genellikle damardan sıvı şeklinde veya ağızdan hap olarak tam donanımlı ayakta tedavi merkezlerinde uygulanır. Bazı durumlarda, hastanın durumundaki olumsuzluk ya da verilen ilaçların niteliğine göre kemoterapi yatarak da verilir. Her kemoterapi kürü sonrası hastalar, tıbbi onkoloji polikliniğinde kontrol edilir. Bu kontrollerde hastalar muayene edilir, şikayetleri dinlenir, ilaçların yan etkileri sorgulanır ve vücuttaki diğer organlara bir zarar verip vermediğini araştırmak için bazı kan tetkikleri istenir. Her kür öncesi kan sayımının yapılması ve bu sayımın kemoterapiyi veren yetkili hemşirelere gösterilmesi gerekir.

Bir hastanın ameliyat sonrası kemoterapi alıp almayacağını, eğer alacaksa kaç kür alacağını patoloji raporundaki tümöre ait özellikler belirler. Ancak, bu kararların verilmesinde hastanın yaşı ve genel durumu da önemli rol oynar. Bir gün içinde 12 saatten fazla zamanını yatarak geçirecek kadar genel durumu kötü olan hastalara kemoterapi verilmesi, yan etkilere tahammül edemeyeceklerinden uygun değildir. Kemoterapi yapılması planlanan hastalar, ameliyat olmuşlarsa, ameliyattan sonraki 3 hafta içinde kemoterapinin başlanması tercih edilir. İlk kemoterapi alan hastalar kemoterapiden yaklaşık bir hafta kadar sonra tıbbi onkoloji polikliniğinde kan ve genel durum kontrolünden geçmelidir. Bu kontrolde hastaların genel durumları, tedaviyi tolere ediş biçimleri ve kan tahlilleri incelenir, varsa şikayetleri dinlenir. Sonraki kür uygulamalarında da, her tedavi öncesi hastanın kan kontrolleri ve genel durumları incelenir. Kemoterapinin yan etkileri değerlendirilerek gerekirse ilacın dozunda yeniden ayarlama yapılır.

Akıllı ilaçlar ve akıllı molekül tedavisi
Son yıllarda küçük hücreli olmayan akciğer kanserlerinin, yassı hücreli olmayanlarına yönelik yapılan kapsamlı patolojik inceleme sonrasında, uygun hastalara verilen ağızdan hap şeklinde ilaçlar ile yapılan tedavi şeklidir. Küçük hücreli ve yassı hücreli akciğer kanserlerine yönelik akıllı hap tedavisi uygun değildir. Tüm dünyada tedavi kılavuzlarında ileri evre hastalarda eğer patoloji raporları uygun ise, küçük ve yassı hücreli olmayan akciğer kanserlerinin ilk basamak tedavisi olarak akıllı tedaviler kullanılır. Bu hastalarda yapılan ileri patolojik incelemeler EGFR mutasyon testi ve ALK füzyon testi olarak adlandırılır. Bu testlerin sigara içmeyen bireylerde olumlu (pozitif) saptanma oranları daha yüksektir. Ancak sigara içen bireylerde bile her iki testten birinin pozitif çıkma oranı yaklaşık %20 civarındadır. Bu da her beş hastadan birinin bu tedavilerden yarar görme ihtimalidir ki asla göz ardı edilmemesi gerekir.

Akciğer kanserinde radyoterapi
Radyoterapi yani ışın tedavileri, kanser hücresini öldürmek için yüksek enerjili ışınlar kullanılmasıdır. Sınırlı bir alana uygulanır ve bu alandaki kanser hücrelerini etkiler. Radyoterapi bir tümörü küçültmeye yönelik olarak cerrahiden önce veya kanser hücresini yok etmek için yapılan bir müdahaleden sonra uygulanabilir. Doktorlar radyoterapiyi genellikle kemoterapi ile birlikte cerrahi yapılamayan kanseri bölgesel olarak ilerlemiş ancak uzak bölgeye yayılmamış (metastaz) hastalarda birinci alternatif olarak kullanır. İlerlemiş evrede olan hastalarda ise radyoterapi nefes darlığı veya ağrı gibi belirtilerin giderilmesi için de kullanılabilir.

Akciğer kanserinde aşı tedavisi
Akciğer kanserinin tedavisinde özellikle son 5 yıldır ciddi gelişmelerden söz edilebiliyor. Daha çok dördüncü evre akciğer kanseri hastalarını ilgilendiren bu gelişmelerin en önemlilerinden biri immünoterapi, bir diğer adıyla akciğer kanser aşısı. İmmünoterapi hastanın, kendi bağışıklık sistemini kullanarak kanser hücrelerine savaş açmasını anlamına geliyor. Bu nedenle de diğer kemoterapi ilaçlarına göre yan etkileri daha az. Birkaç yıl öncesine kadar dördüncü evre akciğer kanserli hastalar için diğer kemoterapi ilaçları deneniyor ve başarılı sonuçlar alınamadığında ise akciğer kanseri aşısı kullanılıyordu. Günümüzde, Amerika'da ve Avrupa'da dördüncü evre akciğer kanseri hastaları, ilk andan itibaren bu kanser aşısı ile tedavi edilebiliyor.

akciğer kanseri evreleri

Aysegul0606
Akciğer kanseri evreleri 4'e ayrılır. Eğer kanser akciğer içindeyse evre 1, en yakın lenf bezlerine yayılmışsa evre 2, her iki akciğer arasındaki boşluğa ve akciğer zarına yayılmışsa evre 3 ve kemik, karaciğer, böbrek üstü bezleri gibi organlara yayıldıysa da evre 4 olarak tanımlanır. Akciğer kanseri evrelerinintedavi planları da birbirinden farklıdır. Akciğer kanseri 1. evrede tespit edildiyse tedavide başarı oranı daha yüksektir. Akciğer dokusundaki tümörlü hücreler ameliyatla temizlenir ve doktorun kararına göre koruyucu tedavi planlanır. Hastalık ileri evredeyse; kemoterapi ve radyoterapi tedavilerinde, hücre tipine göre hangi ilaçların kullanılacağı ve ne kadar süre devam edileceği de doktor tarafından belirlenir.

Küçük hücreli olmayan akciğer kanserinde evreleme
Akciğer kanserinin tedavi yönteminin belirlenmesi için kanserin evresinin tespit edilmesi gerekir. Tümöre ve yayılım durumuna göre evre belirlenir.

Evre 1: Kanser, 5 cm veya daha küçük boyutta olup lenf düğümlerine yayılmamıştır.
Evre 2: Kanser, lenf bezlerine yayılmamış ancak 5 cm'den büyük veya göğüs kafesine veya diyaframa (göğüs boşluğu ile karın boşluğunu ayıran zar yapı) yakındır. Kanser, 7 cm veya daha küçük, lenf düğümlerine veya bronşların yakınlarına yayılmışsa da ikinci evre olarak kabul edilir.
Evre 3A: Kanser, akciğerlerin arasındaki lenf düğümlerine yayılmış veya soluk borusunun ikiye ayrılan bölümüne yakındır. Bu yayılma oldukça sık görülmektedir. Bunun yanında, akciğerlerdeki lenf düğümleri veya bronşlara yakın ya da lenf düğümlerine yayılmadan kalp, nefes borusu, diğer akciğer lobu gibi organlara yayıldığı da gözlemlenmiştir.
Evre 3B: Kanserin, göğsün diğer tarafındaki lenf düğümlerinde veya köprücük kemiğinin üstünde veya daha geniş (kalp, nefes borusu gibi) ve göğsün ortasındaki lenf düğümlerinde veya soluk borusunun ikiye ayrıldığı bölgeye yakın görülmektedir.
Evre 4: Kanser, her iki akciğerde, akciğeri ve kalbi çevreleyen sıvıda veya karaciğer, beyin, kemik gibi vücudun diğer bölümlerine sıçradığı görülmektedir.
Tedavinin seçimi hastalığın yaygınlığı ile ilgilidir. 1. ve 2. evrede cerrahi müdahale en yaygın tedavi şeklidir. 3. evrede ise tedavi seçimi 3A ve 3B evresine göre değişir. 3A evresi son derece kapsamlı değerlendirilmesi gereken bir evredir. Bu evrede PET-BT sonucu göz önüne alınarak mediastinoskopi veya bronkoskopi ile göğüs boşluğunda yer alan lenf bezlerinde örnekleme yapılır. Bu örnekleme sonucuna göre tedavi konusunda karar verilir. 3B evresinde olan hastalara radyoterapi tek başına veya kemoterapi ile eş zamanlı olarak önerilebilir. 4. evrede ise radyoterapi veya kemoterapi de hastalığın süresini yavaşlatma ve semptomları kontrol etmede kullanılabilir. Son yıllarda yaşanan en önemli gelişme, uygun hastalarda akıllı moleküllerin (hedefe yönelik ilaçlar) kullanımıdır. Bu ilaçların kullanımının uygunluğu hastanın tümörüne yönelik detaylı patolojik inceleme ile kararlaştırılır. Günümüzde, ileri evre küçük hücreli olmayan akciğer kanserinde bireye özgü tedavi denilen yöntemlerin her hasta için uygun olup olmayacağının test edilmesi ve hasta için bu şansın gerektiğinde kullanılması son derece önemlidir.

Küçük hücreli akciğer kanserinde evreleme
Küçük hücreli akciğer kanserinde kesin tedavinin belirlenmesi için hastalığın evresi tespit edilir. Bu evreleme; akciğere sınırlı ve akciğer dışına da taşmış yaygın hastalık olmak üzere iki başlık altında değerlendirilir. Sınırlı ve yaygın küçük hücreli akciğer kanserlerinin tedavi yöntemleri farklıdır. Hastalığın evresi belli bazı testler sonucu belirlenerek tedavi yönteminde karar kılınır. Eğer kanser akciğerin tek yanında görülmüşse, sınırlı evre, her iki akciğerde gözükmüşse veya diğer organlara yayılmış ise ileri (yaygın) evre tanısı konulur. Hastalığın tekrarlaması mümkündür. Kemoterapi içeren tedavi de akciğerdeki tümörler veya vücudun diğer bölümlerindeki tümörler hedeflenerek uygulama yapılır. Bazı hastalara beyine yönelik radyoterapi orada kanser olmasa da koruyucu amaçla uygulanabilir. Bu tedaviye koruyucu “beyin ışınlaması” denir. Bu, beyinde gözle görülemeyen hücreleri yok etmek ve tümör oluşmasını engellemek için verilir. Cerrahi tedavi küçük hücreli akciğer kanserinde tercih edilen bir yöntem değildir.

akciğer kanseri nedenleri

Aysegul0606
Akciğer kanserinin en büyük nedeni sigara olsa da sigara içmeyenlerde de akciğer kanserine rastlanabilmektedir. Tüm akciğer kanserleri vakalarına bakıldığında %15'lik dilimi hiç sigara içmemiş kişiler oluşturmaktadır. Sigara içilen ortamlarda bulunmak da akciğer kanseri gelişim riskini artırmaktadır. Sigaradan uzak durarak 10 yıl için de akciğer kanseri riski yüzde 50 azaltılabilir. Sigara, pipo, puro ve nargile gibi ürünler, kanser nedeni olarak ispatlanmış en önemli risk faktörleridir. Sigaranın dışında; genetik geçiş, asbest, radon gazı, hava kirliliği de akciğer kanseri nedenlerindendir. Verem gibi bazı akciğer hastalıkları, akciğerlere radyoterapi uygulanması riski artırabilmektedir. İçme sularında yüksek düzeyde arsenik maddesi olması da önemli bir nedendir. Kadınların da giderek daha fazla sigara tüketmesi ile son yıllarda akciğer kanserinde artış görülmektedir.

Kansere neden olabilen etkenlerden korunmak mümkün mü?
Akciğer kanserinin en önemli nedeni olan sigarayı bırakmak ya da sigarda içilmiyorsa hiç başlamamak, kanserden korunmanın en önemli yoludur. Sigara karşıtı kampanyalar sayesinde sigara bağımlılığında azalma görülmüş ve buna bağlı akciğer kanseri vakalarında ciddi bir azalma sağlanmıştır. Akciğer kanserinin diğer nedenleri arasında gösterilen Radon gazının, yaşanılan yerde bulunup bulunmadığının ölçülebilir bir metodu yoktur. Aspest maddesinden de korunmak çok mümkün değildir.

akciğer kanseri belirtileri nelerdir

Aysegul0606
Akciğer kanseri belirtileri yerleşim yerine göre değişiklik gösterebilir. Akciğerin üst kısmına yerleşmiş olan bir kitle, bazı sinirlere bası yaparak kolda ve omuzda ağrıya, ses kısıklığına, göz kapağı düşüklüğüne neden olabilir. Bu belirtiler birçok hastalıkta görülebildiği için ihmal edilebilmektedir. Herhangi bir üst solunum yolu enfeksiyonu, akciğer enfeksiyonu, kas iskelet sistemi ağrısı bu şikayetlere yol açabilir. Bu belirtilerin süresi birkaç haftayı aşıyorsa vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Akciğer kanserinin belirtilerinden bazıları şunlardır;

Sürekli nefes darlığı, hırıltılı solunum
Geçmeyen ve giderek kötüleşen öksürük
Kanlı balgam
İştah kaybı ve zayıflama
Göğüs ağrısı
Ses kısıklığı
Yutma güçlüğü
Akciğer kanserinin en genel belirtisi inatçı öksürüklerdir. Bunun dışında göğüs ağrısı, nefes darlığı, ateş, ses kısıklığı, yüz ve boyunda şişme, omuz ve kol ağrısı, sırt ağrısı, yutma güçlüğü ve kanlı balgam gibi bulgular da akciğer kanseri belirtileridir. Öksürükle birlikte gelen kanlı balgam, akciğer kanseri hastalarının dörtte birlik bir kısmında görülmektedir. Akciğer kanseri belirtilerinden baş ve kemik ağrısı, yorgunluk ve halsizlik de sıkça görülür.

Akciğer kanseri belirti vermeden ilerleyebiliyor
Akciğer kanseri belirtileri bazen oldukça sinsidir. Hastaların neredeyse dörtte birinde kanser, hiçbir belirti vermeden oluşmaktadır. Çoğu kişi akciğer kanseri olduğunu, başka bir hastalık sebebiyle akciğer röntgeni çektirdiğinde öğrenmektedir. Bu nedenle rutin olarak yapılan kontrollerin akciğer kanserinin erken evrede belirlenmesinde hayati önemi bulunmaktadır. Akciğer kanseri erken evrelerde teşhis edilirse tedavisinde başarı şansı oldukça yüksektir. Günümüzde düşük doz spiral bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme tekniklerindeki ilerlemeler ile akciğer kanseri artık erken evrede saptanabilmektedir.

akciğer kanseri nedir

Aysegul0606
En önemli görevi vücuda oksijen alınması ve yaşamsal faaliyetler sırasında oluşan karbondioksitin vücuttan atılmasını sağlamak olan akciğerlerdeki doku ve hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması sonucu akciğer kanseri oluşur. Kontrolsüz çoğalan bu kitleler bulunduğu ortamda büyür ve etrafındaki dokulara yayılıp hasar verebilir. Akciğer kanseri küçük hücreli (yulaf hücreli) akciğer kanseri ve küçük hücreli olmayan akciğer kanseri olmak üzere ikiye ayrılır.

Küçük hücreli olmayan akciğer kanseri:Küçük hücreli olmayan akciğer kanserinin birçok tipi bulunmaktadır. Her bir tipin kanser hücrelerinin türü farklıdır. Her kanser hücresi değişik şekilde büyür ve farklı yollardan yayılır. Küçük hücreli olmayan akciğer kanserinin tipleri mikroskopla incelendiğinde kanser dokusundaki hücrelerin türüne ve hücrelerin görüntüsüne göre belirlenir. Küçük hücreli akciğer kanserleri, tüm akciğer kanserlerinin kabaca %15'ini içerir. Genellikle, sigara içen hastalarda görülür. Diğer akciğer kanseri türlerine göre lenfatik sistem ve kan yoluyla vücuda yayılımı daha hızlıdır.

Skuamoz hücreli karnisom: Balıksırtı gibi ince ve düzleşmiş görünen skuamoz hücrelerden kaynaklanır. Epidermoid karsinom da denir.

Adenokarsinom: Bez (salgısal) özellik gösteren hücrelerden kaynaklanır.

Büyük hücreli karsinom: Mikroskopta bakıldığında, büyük ve anormal hücrelerin görüldüğü kanserdir.

Adenoskuamoz karsinom: Mikroskopta düzleşmiş görünen hücrelerden başlayan ve aynı zamanda bez özellikleri gösteren kanserdir.

Pleomorfik, sarkomatoid, veya sarkomatöz karsinom: Mikroskopta kanser hücrelerinin değişik tipleri ile giden bir grup kanserdir.

Karsinoid tümör: Yavaş büyüyen, nöroendokrin (sinirsel uyarı sonucu hormon salgılayan hücrelerden başlayan) kanserdir.

akciğer nedir

Aysegul0606
İnsanlar gibi tüm omurgalı canlıların solunum organı akciğerlerdir. Nefes alma aksiyonunda hava, burun ve ağız yolu ile soluk borusundan geçerek akciğerlere ulaşır. Asli görevi dünyamızda bulunan oksijeni kan dolaşımına nakletmek ve kandaki karbondioksiti dışa çıkarmaktır. Akciğerlerimiz sağ ve sol tarafta iki adet olmak üzere göğüs boşluğunda bulunmaktadır. Sağ akciğer sol akciğere göre 1 lob fazladır. Sağda 3 solda 2 adet lob vardır. Soldaki adetin kümülatif azlığı kalp ile aynı bölgede bulunmasından kaynaklanmaktadır. Sol tarafta iki adet akciğer lobu ve kalp bulunmaktadır. Akciğer, göğüs kafesi boşluğunda yer aldığı için doğal bir korumaya sahiptir. Tıpkı gözlerin çukurda olup doğal yollar ile birçok dış etkenden korunduğu gibi.

böbrek yetmezliği tedavisi nasildir

Aysegul0606
Böbreklerde oluşan hasarlar genellikle kalıcıdır. Böbreklerde oluşan hasar düzeltilmese bile yetmezliğe neden olan altta yatan rahatsızlık kontrol altına alarak böbrek yetmezliği durdurmak veya yavaşlatmak mümkün olabilir. Böbrek yetmezliğine neden olan rahatsızlığa göre tedavi planı değişebilmektedir.

Böbrek yetmezliği sırasında yaşanan komplikasyonlara yönelik tedaviler planlanabilir.

Tansiyon kontrolü: Böbrek yetmezliği yaşayan hastaların genellikle kontrol altına alınmada zorlanan yüksek tansiyon sorunları bulunur. Nefroloji doktoru böbrek fonksiyonlarını korumak için yüksek tansiyona yönelik ilaç tedavisi uygulayabilir. Yüksek tansiyon ilaçları başlarda böbrek fonksiyonlarını azaltabileceği için kontrollerin sıklaştırılması faydalıdır.
Kolesterol seviyesinin kontrolü: Böbrek yetmezliği yaşayan hastalarda genellikle kalp hastalığı riskini artıracak oranda kötü kolesterol görülmektedir. Bunun için kolesterol ilaçları kullanılabilir.
Anemi ilaçları: Kansızlığın yaşandığı durumlarda anemi ilaçları kullanılabilir.
Sıvı birikmesine yönelik tedaviler: Kronik böbrek yetmezliği olan kişilerin vücudunda sıvı birikmeleri yaşanabilir. Tedavi sürecinde bu durumu engelleyici ilaçlar kullanılabilir.
Düşük proteinli diyet:Böbreklere binen yükü azaltmak için düşük proteinli beslenme yaşanabilecek sıkıntıların azalması bakımından önemlidir.
Son dönem böbrek hastalığının tedavisi iki şekildedir.

Diyaliz: Sağlıklı çalışmayan böbreklerin yapamadığı kanı temizleme işlemi bir cihaz yardımıyla gerçekleştirilir. Diyaliz böbrek yetmezliğini tedavi etmemektedir. Ancak hayatta kalabilmek için belirli aralıkla diyalize girilmesi gerekmektedir. Diyaliz hastanın durumuna göre Hemodiyaliz veya periton diyaliz olarak iki şekilde yapılabilir.

Böbrek Nakli: Çalışmayan veya az çalışan böbreğin yerine çalışan bir böbreğin nakledilmesidir. Kadavradan böbrek nakillerinde uzun süre bekleme listesi olmasına rağmen canlıdan canlıya böbrek nakillerinde kısa sürede böbrek nakli gerçekleştirilebilmektedir. Böbrek naklinden sonra hastaların diyalize girmesine gerek kalmamaktadır.

böbrek yetmezliği aşamaları nelerdir

Aysegul0606
Kronik böbrek yetmezliği böbreklerde oluşan fonksiyon bozukluğunun derecesine göre 5 aşamada ele alınır. Böbrek yetmezliğinin ilk evrelerinde böbrekler kısmen de olsa süzme görevini yerine getirebilir. İlerleyen aşamalarda fonksiyon bozukluğu artarak tamamen çalışamaz duruma gelebilir. Böbrek yetmezliği aşamalara ayrılırken GFR yani Glomerüler Filtrasyon Hızı testinin sonuçları da göz önüne alınır.

Böbrek yetmezliği aşama 1: Evre 1 böbrek yetmezliğinde hafif böbrek hasarı vardır ve genellikle böbrek yetmezliğiyle ilgili belirti yoktur. İdrarda protein kaçağı görülebilir. GFR oranı 90'dan fazla olabilir.
Böbrek yetmezliği aşama 2: Evre 2 böbrek yetmezliğinde hafif böbrek hasarı vardır ve genellikle böbrek yetmezliğinin belirtileri gözükmemektedir. GFR oranları 60 ila 89 arasındadır.
Böbrek yetmezliği aşama 3: Evre 3 böbrek yetmezliğinde, böbreklerde orta derecede hasar vardır. GFR oranı 30-59 arasında olabilir. 3. Evre böbrek yetmezliğinde belirtiler ortaya çıkabilir. 3. Evre böbrek yetmezliğinde en sık görülen belirtiler; ellerde ve ayaklarda şişlik, sırt ağrısı, idrar oranında değişiklik, yüksek tansiyon ve anemi görülebilir.
Böbrek yetmezliği aşama 4:Evre 4 böbrek yetmezliğinde böbreklerde orta veya ciddi derecede hasar vardır. Evre 3 böbrek yetmezliğinde görülen belirtiler ve sorunlar görülebilir. GFR oranı 15-30 arasındadır. Beslenmeye bu aşamada çok dikkat edilmelidir. Diyaliz veya böbrek nakli için gerekli araştırmaların yapılmasında fayda vardır.
Böbrek yetmezliği aşama 5:Evre 5 böbrek yetmezliğinde, böbreklerde ciddi hasar vardır. Böbrekler neredeyse çalışamaz duruma gelmiştir. GFR oranı 15'ten düşüktür. Bu dönemde genellikle; kaşıntı, kas krampları, mide bulantısı ve kusma, sürekli açlık, ellerde ve ayaklarda şişlik, sırt ağrısı, nefes sorunları ve uyku problemleri görülebilir. Evre 5 böbrek yetmezliği olan hasta hayatta kalabilmek için diyaliz veya böbrek nakli olmalıdır.

böbrek yetmezliği nasıl teşhis edilir

Aysegul0606
Böbrek yetmezliğinin teşhisinde ilk adım nefroloji doktorunun muayenesidir. Nefroloji doktoru böbrek yetmezliğine neden olabilecek hipertansiyon veya diyabet gibi hastalıklar, böbrek yetmezliğine neden olabilecek ilaçlar veya idrar alışkanlığındaki değişikliklerin sorgulamasını yaptıktan sonra böbrek yetmezliğinin teşhisini koyabilmek için ek tetkikler isteyebilir.

Kan testleri:Tam kan sayımı kronik böbrek yetmezliğinin teşhisinde önemli ipuçları verebilir. Kandaki kreatinin ve üre oranı kronik böbrek yetmezliğinin varlığı hakkında doktora fikir verebilir. Bununla birlikte nefroloji doktoru daha detaylı kan testleri de isteyebilir. GFR denilen Glomerular Filtration Rate(Glomerüler Filtrasyon Hızı) böbreklerin süzme kapasitesini belirler. Böbreklerin süzme kapasitesinin belirli bir oranın altına düşmesi böbrek fonksiyonlarındaki sorunu belirleyebilir.
İdrar testi: İdrardaki kan veya protein varlığı böbrek fonksiyonlarında sorun olduğunu belirleyebilir.
İdrar hacminin ölçümü: İdrar çıkışının belirlenmesi böbrek yetmezliğini teşhis etmeye yardımcı olan en basit testlerden biridir.
Görüntüleme yöntemleri: Böbreklerin ve idrar yollarının yapısını ve boyutunu değerlendirmek için ultrason veya farklı görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.
Biyopsi:Böbrek biyopsisi genellikle ciltten uzun ve ince bir iğne ile girilerek lokal anestezi altında yapılır.

böbrek yetmezliği hangi rahatsızlıklara yol açar

Aysegul0606
Böbrek yetmezliği kalp damar hastalıklarından akciğer sorunlarına kadar birçok rahatsızlığına yol açabilmektedir.

Gut: Kronik böbrek yetmezliği yaşayan kişilerde en sık görülen rahatsızlıkların başında Gut hastalığı gelmektedir. Ürik asit böbrekten süzüldüğü için iki hastalık birbiriyle alakalıdır.
Vücutta sıvı birikmesi: Böbreklerin sağlıklı çalışmaması vücutta elektrolitlerle birlikte aşırı sıvı birikimine yol açabilir. Vücutta aşırı sıvı birikmesi, kalp ve akciğerlerle ilgili sorunlara, hipertansiyona, kol ve bacaklarda şişkinliklere yol açabilir.
Potasyum artışı (hiperkalemi): Böbrek yetmezliği kandaki potasyum seviyesinde ani artışlara yani hiperkalemi rahatsızlığına nedene olabilir. Ani potasyum artışı kalbin çalışmasıyla ilgili ciddi sorunlara yol açabilir.
Kalp hastalıkları:Kalp hastalıkları böbrek yetmezliğine neden olabildiği gibi tam tersi böbrek yetmezliği de kalp hastalıklarına zemin hazırlayabilmektedir. Diyaliz tedavisi alanların en sık ölüm nedeninin kalp hastalıkları olduğu bilinmektedir.
Hassas kemikler: Böbreklerin bir görevi de D vitamini ve kalsiyum tutmasıdır. Böbrekler gerektiği gibi çalışmadığında vücutta aşırı potasyum birikmesi yaşanır. Bu da kemiklerden kalsiyum çekilmesine neden olabilir. Çalışmayan böbrekler aynı zamanda D vitamininin kullanımında sorunlara yol açabilir. Her iki durumda sağlıksız kemiklere ve kolay kemik kırılmalarına neden olabilir.
Anemi: (Kansızlık) Böbrekler vücudun kırmızı kan hücreleri yapmasına yardımcı olur. Yetersiz çalışan böbrekler kırmızı kan hücresi eksikliğine zemin hazırlayabilir.
Erkeklerde ereksiyon sorunları, azalan cinsel dürtü veya kadınlarda doğurganlığın azalması görülebilir.
Hamilelik sırasında anne ve anne karnındaki bebek için risk taşıyan gebelik komplikasyonları yaşanabilir.
Böbreklerde geri dönüşümsüz hasar yani son dönem böbrek hastalığı ve buna bağlı olarak diyaliz veya böbrek nakli gibi sonuçlar yaşanabilir.

böbrek yetmezliğinin nedenleri

Aysegul0606
Kronik böbrek yetmezliğinin nedenleri değişebilmektedir. Kronik böbrek yetmezliği önlenebilir nedenlere bağlı olduğu gibi farklı hastalıklar kaynaklı olarak da ortaya çıkabilmektedir.

Diyabet: Kronik böbrek yetmezliğinin en sık nedeni halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabettir. Yüksek kan şekeri seviyesi böbreklerdeki küçük filtrelere zarar vererek böbrek yetmezliğini tetikleyebilmektedir.
Hipertansiyon: Halk arasında yüksek tansiyon olarak bilinen hipertansiyon, kalp- damar hastalıkları ve inmenin sebebi olarak bilinse de böbrekleri de etkileyebilmektedir. Yüksek tansiyon zamanla, böbreklerdeki küçük kan damarlarını zorlayabilir ve böbreklerin düzgün çalışmasını durdurabilir. Yüksek tansiyon böbrek yetmezliğine neden olabildiği gibi tam tersi böbrek yetmezliği de yüksek tansiyona yol açabilmektedir.
Glomerülonefrit: Böbreklerin glomeruli adı verilen küçük filtreleme birimleri bulunmaktadır. Filtreleme üniteleri glomerulinin iltihaplanması böbrek yetmezliğine neden olabilmektedir.
İnterstisyel nefrit:Böbrek kanallarının ve çevresindeki yapının iltihaplanması kronik böbrek yetmezliğine neden olabilir.
Polikistik böbrek hastalığı:Polikistik böbrek hastalığı en sık görülen kalıtsal böbrek hastalığıdır. Zamanla genişleyen ve ciddi böbrek hasarına ve hatta böbrek yetmezliğine neden olabilecek böbrek kistlerinin oluşumu ile ortaya çıkar. Böbrekleri etkileyen kalıtsal diğer hastalıklar Polikistik böbrek hastalığı, Fabry Hastalığı, Alport Sendromu, primer hiperoksalüri ve sistinüridir.
Prostat gibi idrar yollarını tıkayan rahatsızlıklar: İyi huylu prostat veya prostat kanseri, mesane kanseri, böbrek taşları, enfeksiyonlar, idrar yollarındaki kan pıhtısı gibi idrar yollarını tıkayan nedenler böbrek yetmezliğine yol açabilmektedir.
Böbreğe kan akışını engelleyen nedenler:Kalp krizi veya kalp hastalıkları, karaciğer yetmezliği, ağır yanık veya alerjik reaksiyon gibi böbreklere kan akışının durduran veya azaltan sorunlar böbrek yetmezliğine zemin hazırlayabilmektedir.
Ağır metallerden toksinlere aşırı maruziyet
Uyuşturucu ve alkol
Kan damarlarının iltihabı yani vaskülit.
Organında iltihaplanmaya neden olabilen otoimmün bir rahatsızlık olan lupus hastalığı.
Bazı kanser türleri veya kemoterapi ilaçları
Gereksiz ilaç kullanımı

böbrek yetmezliği belirtileri

Aysegul0606
Kronik böbrek yetmezliği genellikle erken evrelerde sessiz şekilde ilerler ve hiçbir belirti vermeyebilir. Belirtiler genellikle böbreklerin fonksiyonlarının kaybedilmeye başlandığı ileri evrelerde ortaya çıkmaktadır. Kronik böbrek yetmezliğinin belirtileri her hastada aynı şekilde ortaya çıkmayabilir.

Farklı hastalıklarla da karıştırılabilen kronik böbrek yetmezliği belirtileri genel olarak şunlardır:

Yorgunluk ve halsizlik
Mide bulantısı
Kusma
Konsantrasyon bozukluğu
Vücudun fazla su tutmasına bağlı olarak ayaklarda şişkinlik
İştah kaybı
Uyku problemleri ve özellikle sabahları gözlerde şişkinlik
İdrar miktarında değişiklik ve geceleri sık idrara çıkma
Özellikle geceleri kas seğirmesi ve krampları
Ayak ve ayak bileklerinde şişlik
Kalıcı kaşıntı ve ciltte kuruluk
Göğüs ağrısı, sıvının kalbin zarının etrafında birikirse
Akciğerlerde sıvı birikirse, nefes darlığı
Hipertansiyon
Baş ağrısı
Erkeklerde ereksiyon sorunları

böbreklerin görevi

Aysegul0606
Yaklaşık olarak yumruk büyüklüğünde ve omurganın her iki yanında bulunan böbrekler vücuttaki atık ürünleri ve fazla sıvının vücuttan atılması görevini yerine getirir. Vücuttaki tuz, potasyum ve asit içeriğinin düzenlenmesi de böbreklerin görevidir. Normal çalışan bir böbrek her gün 200 litre sıvı kanın filtreleme ve geri dönüş işlemini gerçekleştirir. Atık ürünlerin vücuttan atılmasının yanında böbrekler;

bobrek yetmezligi

Aysegul0606
Kronik böbrek yetmezliği veya kronik böbrek hastalığı böbreğin zaman içinde fonksiyonlarını kaybetmesidir. Bir anda gelişmeyen kronik böbrek yetmezliği kademeli olarak yaşanmaktadır. Altta yatan neden bağlı olarak gün geçtikçe ilerleyen böbreklerin fonksiyon kaybı sonunda böbrekleri tamamen çalışamaz hale getirebilir.

kalp krizi

Aysegul0606
Kalp krizi, kalbi besleyen atardamarların aniden tıkanmasına bağlı olarak kalp kasının yeterince oksijen alamaması ve sonuçta kalp dokusunun hasara uğramasıdır. Kalbe kan akımını sağlayan atardamarlarda kolesterol ve yağ gibi maddeler damar duvarlarında birikerek plak denilen yapıları oluştururlar. Damar sertliği olarak adlandırılan bu süreçte atardamarlar zaman içinde daralır ve plaklar üzerinde oluşan çatlaklarda gelişen pıhtılar damarları tıkar.

Eğer zamanında müdahale edilip damar açılmazsa söz konusu hasar kalp dokusunun kaybı ile sonuçlanır. Bu kayıp yaygın ise kalbin pompalama gücünü etkiler ve kalp yetersizliği ortaya çıkar.

Kalp Krizinin Belirtileri Nelerdir?

Kalp krizi bazen filmlerde gördüğümüz gibi ani ve yoğun belirtiler gösterir. Ancak bazen belirtiler yavaş bir şekilde başlar, hafif bir ağrı ve rahatsızlık hissedilir. Kalp krizinin en sık görülen belirtileri şunlardır:

Göğüs ağrısı

Kalp krizine bağlı göğüs ağrısı genellikle göğsün orta kısmında, baskı, sıkışma tarzında şiddetli bir ağrı şeklinde tarif edilir. Genellikle birkaç dakikadan uzun sürer veya gidip gelen bir ağrı şeklinde hissedilebilir. Bu ağrı kollara, sırta, boyna, çeneye ve mide üzerine doğru yayılım gösterebilir.

Nefes darlığı

Göğüs ağrısına eşlik eden, bazen de tek başına görülen nefes darlığı bir kalp krizi belirtisi olabilir.

Diğer belirtiler

Terleme, bulantı, kusma, baş dönmesi gibi belirtiler de görülebilir.

elektrokardiyografi

Aysegul0606
Bu aktivite, kalp ritmi, frekansı ve yayılımı hakkında pek çok veri içerir. Elektriksel aktivitenin ölçülmesi için elektrokardiyografi ya da farklı bir deyişle EKG cihazı kullanılır. Göğüs, kol ve bacak bölgesine, cilt üzerine yapıştırılan elektrotlar, kalbin yarattığı elektriksel aktivitenin ölçülmesine olanak tanır.

holter monitörü

Aysegul0606
24 saat boyunca takılı kalarak hastanın tansiyon ve kalp ritimlerini takip eden holter cihazı, jel ile vücuda tutturulmaktadır. Ritim ölçen holter cihazı hastanın dış vücut yüzeyine genelde 24 saat süreyle bağlanır. Bu süre zarfında hastadan devamlı EKG kaydı alır.

orkide nedir

Aysegul0606
Sevgi, zerafet, mutluluk ve asaletin simgesi Orkide; Singapur, Taylan ve Çin' de yetiştirilir. Çokça çeşidi vardır. Türkide de üretimine başlanmıştır. Adana, Antalya, İzmir, Yalova' da yetiştirilmektedir.
0 /

hoşgeldin sefalar getirdin!


Kelebek Sözlük duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağı.

kayıt ol

size daha iyi hizmet sunmak için kelebek sözlük'de çerezler kullanıyoruz. kelebek sözlük sitesini kullanarak çerezlere izin vermektesiniz. detay
x